tanrı figürü bazen kudreti, bazen merhameti, bazen de insanın kendi acizliği karşısındaki hayranlığını temsil eder. İzleyici, bu eserlerin karşısında görüntüye bakmakla kalmaz, yaşamın anlamı, yaratılış, iyilik, kötülük ve insanın evrendeki yeri üzerine düşünmeye başlar. Bu açıdan sanat, dini ve mitolojik anlatıları görünür hale getirerek insan ruhuna dokunan bir köprü işlevi görür. Bir tablo karşısında hissedilen hayret, korku, huzur ya da iç muhasebe, insanın tek başına estetik bir deneyim yaşamadığını, manevi ve düşünsel bir yolculuğa çıktığını düşündürür. Özellikle Avrupa sanatında tasvir edilen tanrılar ve kutsal figürler, dönemin insanının inanç dünyasını, korkularını ve umutlarını anlamak için sessiz ama…