beşerden insana doğru kat edilen bu yolculuk yer alırdı. Bu çerçevede “sırr-ı tefrid” fikri temel referanslardan biri olurdu. Her insanın biricik oluşu, sadece farklılık değil; aynı zamanda bir sorumluluktur. Bu kadar insan içerisinde niçin “artı bir” olarak yaratıldık sorusu, hayatın merkezine yerleştirilmelidir. Çünkü insanın en büyük sermayesi, kendisine emanet edilen bu biricik istidattır. Onu tanımak, geliştirmek ve doğru istikamete yönlendirmek, varoluşun asli meselesidir. Yayımlanacak eserler; öz yönetim, anlam arayışı, irade terbiyesi ve içsel bütünlük üzerine odaklanırdı. Amaç, okura sadece bilgi sunmak değil; onu kendi hakikatine yaklaştırmaktır. Zira hayatın gayesi, hakkımızdaki muradı keşfetmektir.…