doğru katmanlanıyor. Romanın anlatıcısı Tara Selter, ilk ciltte üç yüz altmış altı gün boyunca aynı güne, on sekiz kasıma uyanıyor. Yazar, okuru ayrıntıların içine çekiyor. Yirmi dört saatin içinde ne kadar malzeme olabilir endişesi, her on sekiz kasımda başka bir gün oluyormuş hissiyle çözülüyor. Sanki yazarın elinde güçlü bir mercek var, hikayeyi yakınlaştırıyor, mikroskobik parçalara ayırıyor, gerektiğinde akışın dışına çıkıyor. Tıpkı Tara Selter’in zamanın dışına savrulduğunda yaptığı gibi. Kitabın beğenilmesinin nedenlerinden biri, “anlatacak bir şey kalmadı” denilen bir dönemde yeni bir odak geliştirmesi. Bu yenilik, karakterin aynı güne uyanması değil, mahir bir yazarın tek bir gün ve düzlemden sayısız m…