ele almıyor. Dönemlerin zihniyetini, kırılmalarını, gerilimlerini ve kültürel sürekliliklerini taşıyan canlı şahitler olarak ele alıyor. Bu yönüyle eser, kitaplar hakkında yazılmış bir kitap olmaktan çıkıyor. Kitapların açtığı kapılardan Türkiye’nin yakın tarihine, dini düşünce dünyasına, yayıncılık hafızasına ve entelektüel sorumluluk alanlarına bakmayı teklif eden çok katmanlı bir okumaya dönüşüyor. Kitabın ismi, eserin mahiyetini isabetle karşılar nitelikte. Kitaplar gerçekten de kapılar aralar. Ama bu kapılardan içeri girmek, yalnızca metnin anlattıklarını okumakla mümkün değildir. Kara’nın yaptığı şey, kitabın etrafında oluşan dünyayı da okumaktır. Bir kitabın yazıldığı dönemi, yazarının niyetini, muhatapl…