Okur Dergisi, onuncu yılında ellinci sayısına ulaşırken yalnızca bir yayın serüvenini değil, kitapların etrafında sabırla kurulmuş bir dikkat alanını da geride bırakıyor. Dergimizin editörü Yusuf Temizcan’la, Okur’un derdini, dergi çıkarmanın devamlılık isteyen tarafını, kültür yayıncılığının açmazlarını, dijital çağda matbu derginin hâlâ neden
anlamlı olduğunu ve iyi kitabın peşinde sürdürülmüş bu uzun emeği konuştuk. Okur'un derdi ne? Yıllardır ve 50 sayıdır neyin peşindesiniz? Okur’un derdi, ilk günden beri çok değişmedi: Nitelikli kitapları nitelikli okurlarla buluşturmak. Biz bunu “kitapların yalnız kalmaması için” diye ifade etmiştik. Çünkü kitap yayımlamak tek başına yetmiyor; bir kitabın konuşulmaya, tartışılmaya, işaret edilmeye, bazen de korunmaya ihtiyacı var. Okur biraz da bu ihtiyacın içinden doğdu. Türkiye’de yayıncılık, sanıldığından çok daha büyük ve canlı bir alan. 2025 verilerine göre ISBN alan materyal sayısı 100 bini aşmış durumda. Bu, her gün yüzlerce yeni başlığın dolaşıma girdiği anlamına geliyor. Fakat bu kadar yoğun üretime ra…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol