Proust: “Başkalarına göre bu çocukluk günlerini dolduran, bizimse, kutsal bir zevki kabaca engelliyor diye uzaklaştırdığımız her şey: Kitabın en ilginç bölümündeyken oyun oynayalım diye bizi götürmeye gelen bir arkadaş, gözlerimizi sayfadan ayırmak ya da yerimizi değiştirmek zorunda bırakan rahatsız edici güneş ışığı ya da arı…” Köydeki evin üst katında, ikindi serinliğinde muhtemelen kırık pencereden girmiş bir arı sesinin neredeyse bütün çocukluğumu temsil eden şey olabileceğini söylesem şaşırır mısınız? Beni bazen öğle uykusundan uyandıran o ses, genellikle Kayıp Zamanın İzinde yazarının söylediği gibi beni “kutsal bir zevki kabaca engelliyor diye uzaklaştırdığım” o arı sesine dönüşürdü ikindi vakitlerinde.…