insan ilişkilerinden kurum vizyonuna, hedef ve hayallere varıncaya değin gündelik tecrübeleri, tereddütleri, küçük ama belirleyici anları ortaya çıkarırlar. Bu nedenle hatırat metinlerini bir köprü olarak görebiliriz; bireyden topluma, toplumdan kurumlara, kısacası aslında insanın insanla kurabileceği tüm etkileşimlere… Bir yazarın kendi hayatını anlatırken kaydettiği ayrıntılar, çoğu zaman bir dönemin sosyal dokusunu, kültürel iklimini ve entelektüel dünyasını anlamak için çok kıymetlidir, bu nedenle de vazgeçilmezdir. Özellikle akademi, ilim çevreleri veya kültürel kurumlar hakkında yazılmış hatıratlar, bilgi üretiminin perde arkasını yani fikirlerin, projelerin ve kurumların nasıl ortaya çıktığını anlamamıza…