ötesinde bir hikaye sunuyor bize. Bedenin bir şeyleri taşıyamadığı yerde, ruhun nasıl devleştiğini, hayata tutunmanın ve hayatı yaşamanın, görmenin her şeyiyle anlamaya çalışmanın nasıl bir şey olduğunu anlatıyor. Yazar, SMA Tip 2 teşhisiyle daralan fiziksel dünyasını, tasavvufun ve tefekkürün sonsuz ikliminde genişletirken, acıyı ajite etmiyor. Onu bir derviş hırkası gibi üzerine giyiyor. “Neşter dilinde” anlattığı hatıralar, okurun o konforlu ve gaflet dolu dünyasına ince ama derin bir çizik atıyor. Kitabın gizli öznesi ise modern tıbbın bittiği yerde başlayan, yazarın deyimiyle “Evin Hızır”ı olan anne figürü. Semih Çar, bataklıkta açan nilüfer metaforu üzerinden, şikayet etmeyi zül sayan bir tevekkülü işliyo…