olmuştu. Zaman kavramına dair metinler ararken isminden ötürü kitabı edinmiş ve derinden etkilenmiştim - ki o vakitler henüz Booker Ödülü kazanmamıştı. Zaman Sığınağı’nda yazar alzheimer’ı bir hastalık olarak değil, modern insanın kaderi olarak işlemektedir. Hafızasını yitiren birey kimliğini, geçmişini, varlığını yitirir. Zaman klinikleri bu yitirişe - yani zihnin ölümüne - karşı bir tür yapay diriltme mücadelesidir. Zaman Sığınağı’nda zaman kavramı ile birlikte bellek ve hafızaya odaklanan ama ölümün de sürekli etrafında dolaşan yazar Bahçıvan ve Ölüm’de ölüme odaklanıyor, bellek ve hafızanın etrafında dolaşıyor. “Bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde hala var olduğumuz söylenebilir mi?“ cümlesi…