yüksek kapılarına inat yepyeni pencerelerden nefes alma, şahsi varlığını anlamlı kılma ve elbette bir derde sahip olma. Aslında bütün bunlar, düşünen her insanın eylemleri. Kimi usulca, iç sesiyle bir cevap arar. Kimi de iç sesinden aldığı güçle kaleme ve kağıda yaslanır. Harfler, noktalar, soru işaretleri, cümleler, cevaplar, paragraflar, uzayan sayfalar, bitti zannedilirken yeniden başlayan metinler, silinenler, bir kenara kaldırılanlar, yırtılıp atılanlar ama daima yazılanlar. İnsan neden okur? Bu sorunun da tıpkı yazma meselesinde olduğu gibi insan sayısınca cevabı olduğunu düşünüyorum. Kendini anlamak, başkasını anlamak, zihindeki buharı dağıtmak, şimdiye kadar bildiklerini yıkıp yeniden inşa etmek, içini…