bir formuna; bir anlamda insanın arayışlarıyla, umutlarıyla, hayalleriyle ve rüyalarıyla metaforik bir biçime dönüşecektir. İnsanların korkuları, alışkanlıkları, zaafları, umutları ve çelişkileri roman kişileri aracılığıyla görünür hale gelir. Okur, romanda anlatılan hayatı dışarıdan seyretmez; aksine onun içine çekilir, hatta karakterlerin yanında bağdaş kurarak olan biteni bizzat seyreder. Çoğu zaman kendisini tanır ve rahatsız olur fakat yine de oturduğu yerden kalkmak istemez. Okur, metnin içindedir, metne dahildir. Bu yüzden roman, hayatı temsil etmekten çok, hayatla hesaplaşan bir düşünme alanıdır. Modern toplumlarda din, gelenek ve ortak anlam dünyalarının zayıfladığı noktada roman, bireyin varoluşsal so…